Sivil Toplum Kuruluşları

Özet olarak sivil toplum kuruluşları

 

Modern toplumlarda belirli amaçları gerçekleştirmek veya belirli konularda kamuoyunu aydınlatmak veya yönlendirmek için çalışan ve gönüllülük esasıyla hareket eden kuruluşlara Sivil Toplum Kuruluşları(STK) denilmektedir.

 

“Hükümet dışı kuruluşlar” (HDK) ya da “Gayr-ı Resmi Kuruluşlar” dır ve bu şekilde kullananlar da olmuştur. “Hükümet Dışı Kuruluş” ifadesi bir negatif kavramayı yani hükümet karşıtlığını da çağrıştırabileceği için bundan kaçınılmıştır

 

NGO’yu Türkçeye “Üçüncü Sektör Kuruluşları” diye aktaranlar olduysa da bu, daha çok ekonomik bir yaklaşımla tanımlama biçimini anlattığından sekter kalmaktadır

 

İngilizler, “Gönüllü Kuruluş” (Voluntary Organisation); ABD’liler, “Özel Gönüllü Kuruluş” (Private Volentary Organisation) ile kendi dillerinde NGO’yu karşılamışlardır. Afrika’da bu ad “Gönüllü Kalkınma Kuruluşları”, bazı ülkelerde de “yurttaş Örgütleri” şeklinde kullanılmakta; ancak hepsinin özünde bir “gönüllülük” vurgusu bulunmaktadır.

 

Ortak Özellikler ya da ayırıcı özellikler;

 

1. Gönüllülük

2. Bağımsızlık

3. Kar amacı gütmemek

4. Amaçlar ve buna bağlı değerler açısından kendi yararına çalışmamak

SİVİL TOPLUMU YÜKSELTEN ETKENLER

 

1-              Temsili demokratik sistemin, refah devletinin içine girdiği meşruiyet krizinin ve bunlara karşı mücadele eden toplumsal hareketlerin (feministler, çevreciler, öğrenciler, barışçılar v.b.) devletten bağımsız eylem çizgileri de sayılabilir.

 

2-              “Uluslararası platform”. Uluslararası kadın, çocuk, çevre, insan hakları örgütleri sadece devletleri aşmakla kalmayıp yerel nitelikli benzerlerinin de yaygın bir şekilde kurulmasının nedeni oldu.

 

3-              Kapalı toplum yapısının yıkılıp açık tolum yapısının zaferi. Doğu Bloku ülkelerinin ve bu arada Sovyet Sosyalist Cumhuriyetleri Birliği’nin tek tip toplum, tek parti yönetimi ve merkeziyetçi devlet modelinin yıkılması olmuştur. Yıkılan sistemin entelektüellerinin alternatif sistem arayışlarında karşılarına çıkan “halk girişimine” dayalı köklü bir kavram olan sivil toplum ümit verici çağrışımlar yaparak düşünürlerin ilgisini çekmiştir. İçerisinde sivil topluma yer bulunmayan bu sistemlerin yeniden doğması için sivil toplum bir umut halini almıştır. Zaten Doğu Avrupa’da sosyalist yönetimlere karşı bir hareket olarak sivil toplumun çalışmaları da önemli etkiler meydana getirmişti.

 

4-              İkinci dünya savaşını kazanan demokratik ülkelerin dünyaya ihraç ettikler demokrasiyi bir dünya düzeni haline getirme çabasının bir sonucu olmasını beşinci bir neden olarak sayabiliriz. Demokrasiyi doğuran toplum sözleşmecilerinin icat ettiği sivil toplumun demokrasiyle olan uyumu ve yakınlığı nedeniyle demokrasi ile birlikte yükselen bir değer olmasını normal karşılamak gerekmektedir. Belki de Sivil toplumun herkesin aradığını bulabildiği, herkese vereceği bir şeyler olan bir kavram olması yükselen değer olmasını kolaylaştırmada en büyük şansıdır.

 

STKlar tüm insanların ortak ilkelerde bulunabilecekleri varsayımından yola çıkarlar. Bu anlamda, STKların üstlendikleri işlevleri birkaç başlık altında toplayabiliriz.

 

1-     Kamuoyu oluşturmak yoluyla bireylerin taleplerinin dile getirilmesine yardımcı olmak.

 

2-     Çoğulcu bir toplum yapısının oluşmasını sağlamak suretiyle piyasadaki metalaşmaya dünyevileşmeye, egemen piyasa değerlerine karşı dengeleyici bir unsur olmak.

 

3-     Kendi içlerinde oluşturacakları katılımcı ve çoğulcu bir kültürle beslenmiş ve aynı zamanda yönetim deneyimi de edinmiş bireylerin yetişmesini sağlamak.

 

4-     Pilot projeler üretmek, bu projelere kaynak bulmak ve bu projeleri uygulamaya geçirmek yoluyla eğitim, sosyal refah ve istihdam konularında hükümet politikalarına paralel ya da alternatif sorumluluklar alabilmek.

 

Kısaca; Sivil Toplum demokratik toplumların olmazsa olmaz öğelerinin başında gelmektedir. Bu anlamıyla demokrasi kültürünü besleyen sivil değerlerin (saygı, tolerans, karşılıklılık vb.) inşasına katkıda bulunan temel aktörlerdir. Sağlıklı bir demokrasinin işleyebilmesi için, kamuoyu oluşmasında etkili örgütlerin toplumun bütün katmanlarını kapsaması zorunludur. Toplumun yapısındaki çoğulluğun (plurality) kamuoyunu oluşturan kuruluşların çokluğuyla temsil edilmesi gerekir. Sivil toplumun çoğulculuğu birlikte yaşama kültürünün oluşmasına ve yerleşmesine katkıda bulunur.

 

Bugün gelinen noktada Modern sivil toplum anlayışının 5 ana öğe etrafında uzlaşmasını sağlamıştır.

1-     Sivil toplum, çeşitli düzeylerde örgütlenmiş kurumlardan oluşmaktadır. Bu kurumların yalnızca iktisadi işlevi olmayıp, dini, kültürel, sosyal vb. faaliyetleri ile toplumsal bütünleşme sürecine katkıda bulunmaktadırlar.

 

2-     Bireylerin sivil toplum kuruluşlarına aidiyetleri gönüllük esasına dayanır.

 

3-     Sivil toplumun temeli hukuktur. Sivil toplumun devletten bağımsız olması hukuki zeminden yoksun olduğu anlamına gelmez. Demokratik prensipler, ifade özgürlüğü, özel yaşam sivil toplumun temellerini teşkil etmektedir.

 

4-     Sivil toplum vatandaşların temsil edilebildiği ve ortak iradenin oluştuğu bir zemindir. Bu bağlamda, sivil toplum devlet ile bireyleri birleştiren bir "araç" konumunda olup, bunlardan yoksun bir ortamda demokratik söylemin oluşmayacağı kabul edilmektedir.

 

5-     Sivil toplum,"yetki devri"(subsidiarity) boyutunu getirmiştir. Devlet ancak kendi girişimi, vatandaş açısından, yerel, bölgesel veya ulusal girişimden daha etkin ve yararlıysa, harekete geçmelidir. Sivil toplum bir tür ikame prensibi tesis etmektedir. Bu prensip sayesinde, devlet erkindeki bazı yetkiler (devletin onayı ile) sivil toplum yetkilerine devredilebilmektedir.

...
karabük karabüklüler safranbolu okul eğitim burs dernek dernekçilik vakıf hizmet
Üye Girişi
Kullanıcı Adı :
Şifre :